Kuyruklu Torun

Mehmet Nuri Yardım, Bâbıâli’nin ağır abilerinden biri, gazeteci, yazar, araştırmacı, tam bir kültür, sanat ve edebiyat sevdalısı bir dostumuzdur.
Günlük gazetede, aylık dergilerde yazar. Söyleşiler düzenler, radyo programları hazırlar, TV programlarına katılır. Editörlüğe ve yazarlığa meraklılar için kurslar açar, tam bir gönül insanı, soyadı gibi yardımseverdir.
Yazdığı kitaplarını okumak çok büyük bir zevktir.
Türkiye’nin Yazarları adında bir grupta kendisiyle birlikteyiz. Zaman zaman birşeyler karalıyoruz bu grupta.
Mehmet Nuri Yardım’ın KEDİNAME adlı bir eseri var.
Evlerinde besledikleri ‘Lokum’ adlı bir kedi, bu kitabın yazılmasına vesile olmuş.
Akıl Fikir Yayınları’ndan çıkan KEDİNAME’nin ilk baskısının tükendiğini, yeni baskısının yapılacağını da bu grupta bize bildirdi Mehmet Nuri Yardım.
Üstad, grupta aynen şöyle bir duyuru yaptı, “Bir yazarı en çok sevindiren haberlerin başında, kitabının basılmış olduğunu öğrenmesidir. İkinci haber ise kitabının yeni baskısının yapılacak olması. Şükürler olsun geçen yıl Akıl Fikir Yayınları’ndan çıkan Kediname’nin baskısı tükendi. Yayınevi, ikinci baskısını yapacak. Kitabı hazırlıyorum. Kedi besleyen yazar ve sanatçı dostlarım, lütfedip birlikte fotoğraflarını bana gönderirlerse Kediname’de yer vermek isterim.”
Tüm bunları niye yazdım?
Çünkü bizim de bir kedimiz var. Adı Boncuk. O, evimizin herşeyi, neşesi…
Dost, arkadaş ve de kuyruklu torun…
Uzun zamandır ayrı olduğumuz bir tanıdıkla yaptığımız görüşmede bana “Torun var mı?’ diye sormuştu. Ben de “Yok ama kuyruklu bir torunumuz var” demiştim. Önce anlamadı ama “Torun hasretini kedimizle gideriyoruz” deyince, karşılıklı gülüşmüştük.
Evet, Boncuk bize çok büyük bir sevgi veriyor. Torun boşluğunu onunla dolduruyoruz adeta.
KEDİNAME’nin yeni baskısının yapılacağını öğrendiğimde, bizim Boncuk çok hasta idi. Ne olduğunu bilmiyorum ama artık ne yemişse, ki yediklerine çok dikkat ederiz, sindirim sistemi adeta kilitlenmiş. Ağzından sürekli safra geliyordu. Zaman zaman böyle şeyler oluyordu ama bu seferki çok farklıydı. Bir ara ölüyor diye çok çok korktuk ve tabii ki hemen veterinerin yolunu tuttuk.
Boncuk’u sürekli götürdüğümüz veterinerimiz hemen olaya el koydu. Röntrenler çekildi, kan tahlilleri yapıldı. Serumlar verildi. İlaçlar, iğneler. Tam 3 gün bizim kuyruklu torun, yoğun bakımda kaldı. Dalak şişmiş, barsaklar tıkanmış, adeta iflas durumuna gelmiş.
3 gün ailece ağladık. Bu nasıl bir sevgi ve bağlanma yani.
Ve Allah’a şükür, sonunda Boncuk’un sindirim sistemi düzeldi. Ancak çok bitkin düşmüş. Ve de çok korkmuş. Korkularından biri de, bizim onu terketmiş olabileceğimizi zannetmesi. Çünkü şimdi sürekli bizim yanımızda, ellerimize, ayaklarımıza sarılıyor, bizimle beraber yürüyor, bizimle beraber yatıyor.
Sürekli gözlerimizin içine bakıyor.
Onu terketmediğimizi anlaması için elimizden gelen herşeyi yapıyoruz. Eşim de ben de Boncuk’u çok seviyoruz, adeta üzerine titriyoruz.
Boncuk’un hasta kaldığı günlerde, hayatımda ilk defa bir hayvan için Allah’a dua ettim. “Allahım, Boncuk’a şifa ver” diye canı gönülden yalvardım.
Ne büyük eksiklikmiş meğerse. Herşey için dua ederiz de, bir hayvan için dua etmek hiç aklımıza gelmez. Şimdi artık dualarımda tüm canlılar var. Hayvanlara da dua etmeye başladım. Lütfen sizler de dua edin. Evet, onlara yiyecek içecek veren çok hayvansever var ama dua eden kaç kişi bulabiliriz ki…
KEDİNAME’nin yeni baskısında Mehmet Nuri Yardım’dan böyle bir isteğim var. Lütfen hayvanlar için de Allah’a dua edilsin. Onların da dualarımıza ihtiyaçları var. Zaten kimin yok ki…

Zakir Barutçu

Zakir Barutçu

Bu alana biyografinizi ekleyebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir