HER KUBBEDE İKİ ADET SECCADEM VAR

Kubbelerden çektiği fotoğraflarla alanında uzmanlaştı. Çamlıca Camii karesi hatıra pul olarak basıldı. Çanakkale Köprüsü fotoğrafı madalyaya basıldığı gibi hem de yeni çıkacak yerli pasaportlara basılacak. Prestij kitapları var. Yeni projeler var. “Kurs açmayı düşünüyor musunuz?” soruma “Zamanım yok ki” diye cevap veren o denli işini seven fotoğraf sanatçısı arkadaşım ağabeyim Cemil Şahin ile güzel bir günde dolu dolu samimi içten bir röportaj gerçekleştirdik.

Kubbelerden çektiği fotoğraflarla alanında uzmanlaştı. Çamlıca Camii karesi hatıra pul olarak basıldı. Çanakkale Köprüsü fotoğrafı madalyaya basıldığı gibi hem de yeni çıkacak yerli pasaportlara basılacak. Prestij kitapları var. Yeni projeler var. “Kurs açmayı düşünüyor musunuz?” soruma “Zamanım yok ki” diye cevap veren o denli işini seven fotoğraf sanatçısı arkadaşım ağabeyim Cemil Şahin ile güzel bir günde dolu dolu samimi içten bir röportaj gerçekleştirdik.

Fotoğraf sanatçısı Cemil Şahin: “ Cuma namazında İlk rekâtı çekiyorum. İkinci rekâtta makineyi otomatiğe alarak tekbir alıp imama uyuyorum. Benim her kubbede iki adet seccadem vardır. Selimiye’ de, Süleymaniye’de, Fatih’te, Sultanahmet’te, Yeni cami’de. Kubbesinden çekim yaptığım her camide vardır”

“Kubbeye ilk çıkışta hissettiğim duyguyu anlatamam. Yarı yoldan sonra bende istemsiz bir ağlama başladı. Aşağıya baktığımda ve gördüklerim karşısında duygumu anlatmanın imkânı yok. İki rekat şükür namazı kıldım.”

Fotoğraf çekme merakı sizde nasıl başladı?

Çocuk yaşımda elimde fotoğraf makinesi vardı

Bu işe nasıl başladığımız meselesi 1983 yılına dayanıyor.  O yıllarda genelde fotoğraf dergileri alır okurdum. Merak sardım.  Alman fotoğrafçılar vardı onların kareleri çok hoşuma giderdi. Bir de yaşadığım doğduğum yer deniz kenarı olduğu için güzel bir manzarayla karşı karşıyaydım. Gördüğüm manzaranın fotoğrafını çekmeyi istiyordum. O zamanlar 13 yaşındaydım. İstanbul’dan ablamdan fotoğraf makinesi istedim gönderdi sağ olsun. O kadar meraklıydım ve ilgim vardı fotoğrafa. İlk dia makinelerle başlamış oldum.

Objektiften bakmak size farklı görmeyi kazandırmış olmalı?

Objektiften bakmak farklı görmeyi kazandırıyor

Allahın yarattığı güzelliklerin daha da farkına varmış oluyorsun. Etraftaki güzelliklere, sanat eserlerine bir farklı gözle bakmaya başlıyorsun. Sanat ve simetri görüşün gelişiyor.

Öyle güzel anlattınız ki okuyucu sizin köyü merak edecek?

Köyüm Ordu ilinin Perşembe ilçesine bağlı olan Çaltepe köyüdür. Ben deniz çocuğuyum. Köy çocuğuyum. Kendimi hiçbir zaman şehirli olarak görmedim. Küçüklüğümüzde sürekli ağaç tepelerinde idim. Onun için olmalı ki minarelerden hiç inmedim. Tarihi eserler içinde olmamız tarihi sevdirdi bana.

Sizinle ilgili biraz araştırınca okul yıllarınızda Selimiye Camiine ait başka fotoğraf yok mu gibi bir itirazınız olduğunu görüyorum?

Çocuk yaşımda niye başka fotoğraf yok demiştim

Dersteyiz konu da Selimiye Camii. Kitabı açtık Allah sağlık versin Haki hocamızın dersiydi yaşıyor şu anda.  Selimiye Camiinin tek kare fotoğrafı var. “Hocam başka bir fotoğraf yok mu bu caminin” demiştim. “Evladım yok demek ki koymamışlar” diye cevap vermişti.  O yıllarda sevmişim camiyi ki diğer karelerini merak etmişim.

O günden sonra Mimar Sinan’a mı ulaştınız? Aynı zamanda bir Mimar Sinan hayranısınız?

Selimiye’nin fotoğraflarının ardından daha da merak edip camiyi araştırınca karşınıza Mimar Sinan çıkıyor. Okudukça hayran kaldım. Mimar Sinan’ın hayatını iyi ve doğru okumak, anlamak gerek.  Sinan’ın eserlerinin yapım aşamalarını öğrenen insanın hayranlığı kat be kat artacaktır.

Kubbeye çıkışınız nasıl oldu?  O anı ve heyecanı anlatabilir misiniz?

Siz isteyin Allah yardımcı oluyor

Hatırlamaz mıyım? Hüngür hüngür ağlamıştım. Yıl 2009 artık fotoğraf bilgisi ve kadraj olarak bir noktaya gelmişiz. Dijital makineler çıkmış onlara geçiş yapmışız. Dedim ki kendi kendime artık ben camilere çıkmam lazım. Müftülüğe, vakıflara her tarafa gidiyorum ama sonuç alamıyorum. O kadar içim acıyordu ki. Birgün Sultanahmette Firuzağa Camiinin karşısında bir kafe var k o kafenin en üst katına çıktım. Fotoğrafları çektikten sonra arkamdan biri seslendi  ‘o karelerden ben de istiyorum’. Dedi Döndüm iki tane genç.  Oranın ortaklarıymış.  Kareleri isteyen Mehmet kardeşim bana o kadar yardımcı oldu ki ben şu anda buralardaysam onların sayesinde. Allah onlardan razı olsun.

O gün oraya gitmeniz de Allahtan demek ki hocam?

Halisane bir duyguyla istemişim demek ki Allah beni onlarla karşılaştırdı. Mehmet beye niyetimi açıklamıştım bana demişti ki ‘Siz camileri çok seviyorsun orası belli. Yarın saat 16:00’da gelin ben sizi babamla tanıştırayım. Siz Fatih’ten başlayın’ dedi.  Babası Hüseyin amca beni ilgililerle tanıştırdı ve yardımcı olmalarını istedi. O günden sonra benim hayat değişti.

İlk cami, ilk kubbe ve ilk kareler neler hissetiniz?

Kubbeye ilk çıktığımda ağladım sonra iki rekat şükür namaz kıldım

Abdestli bir şekilde ya Allah ya Bismillah diyerek o gün çıktım kubbeye. İlk basamaktan itibaren hissettiğim duyguyu anlatamam. Yarı yoldan sonra bende istemsiz bir ağlama başladı. Kubbeden aşağıya baktığımda ki duygumu anlatmanın imkânı yok. Tekrar ağlamaya başladım. Kendime gelince iki rekat şükür namazı kıldım. Cuma saati geldi. Çekime başlayacağım. Heyecan o biçim. İnanın bildiklerimi unuttum o anda. Derin bir nefes çektim ve ilk kareler o gün geldi.

Bu serüven nasıl devam etti?

Fatih Camiinden bir ay çıkmadım. Her gün gittim geldim. Objektifim yetersiz. Alıp geliyorum. Çok zor bir aşamadan geçtim maddi olarak. Elbette bu tür kareler uygun lenslerle çekiliyor.

Her camide haftalarca fotoğraf çektim

İkinci cami Sultanahmet Camiidir. Elbette yine Mehmet kardeşim sayesinde. Beni Hüseyin Kavaklı hocayla tanıştırdı. Ardından Süleymaniye ve Selimiye Camileri takip etti. Her camide günler, haftalar ve aylarca çekimler yaptım. Gördükçe, tanıdıkça, öğrendikçe hayranlığım sürekli arttı.  Edirne’ye günlerce gidip geldim.

Kubbelerden fotoğraf çekerken tedbirinizi nasıl alıyorsunuz?

Kubbede önce emniyet gelir. Ben yanımda halat taşıyorum. Halat ile kendimi bağlıyorum. Ayakkabılar özel oluyor. Şükürler olsun bir kaza geçirmedim.

Cuma namazlarını nasıl kılıyorsunuz kubbede?

İlk rekatı ben ikinci rekatı makine çekiyor

İlk zamanlarda acemiydim ama sonra olayı çözdüm. İlk rekâtı çekiyorum. İkinci rekâtta makineyi otomatiğe alarak bende imama uyuyorum. Buna birçok arkadaşım şahit oldu. Benim her kubbede iki adet seccadem vardır. Selimiye de, Süleymaniye de, Sultanahmet de, Yeni cami’de. Çekim yaptığım her camide seccadem vardır. Kubbelerde her kez namaz kılamaz, nasip olmaz. Kubbelerde namaz kılarken ağladığım çok oldu.

Camilerde o kadar vakit geçirdiniz sanat olarak mesaj olarak neler keşfettiniz?

Şehzadebaşı Camiinin minaresinde Kanuninin gözyaşı temsilini hiçbir camide bulamazsınız. Selimiye Camiinde Avluya girer girmez revak üstünde ki külah. Ben çekene kadar kimse farkında değildi.

Süleymaniye Camiinin minaresinde 114 basamak var. Süre sayısına denk geliyor.

Mimar Sanan, mimar ötesi biri

Süleymaniye’nin içinde 4 ana sütun var. Bunlar. 4 ayrı diyardan geliyor.  Kıztaşından, Topkapı Sarayından, Belkıs Harabelerinden ve İskenderiyeden. Hepsi zamanını  sembol yapılarıydı. Sinan övünmeyi, kibirlenmeyi sevmez. İşte o yüzden diyor ki ‘sizin sanatınızın üstünde Allahın sanatı var’ diyor.

Selimiye Camiinin kubbesine 99 basamakla çıkılıyor ve esmaül hüsna karşılaşıyorsunuz. Tek ana kubbeden oluşuyor. Kubbede ihlas süresi yazıyor.  ‘Mealen O Allah ki tekdir. Birdir, eşi benzeri yoktur.’  Yaptığı tüm eserlerde bu sırları görürsünüz.

Sizin gördüklerinizi cemaat veya gezenler de görüyor mu?

Camileri tarihi eserleri farklı gözle görmeli

Ecdat camileri, eserleri çok şey söylüyor. Buradan yüksek sesle söylemek istiyorum. Ey cemaat, ey gezginler sadece görüp, namaz kılıp çıkmayın. Kafanızı çevirin bakın. İnceleyin, görün. Anlayın. Anlamaya çalışın.

Çamlıca Camii de çalışma alanınız. Çamlıca için ne diyorsunuz?

Çamlıca kesinlikle sıradan bir cami değildir. Fatih Camii, İstanbul fethedildikten sonraki ilk selâtin camiidir. Fetih sonrası İstanbul’a vurulan ilk mühür Çamlıca Camiidir. Bir meydan okumadır.

Çamlıca Camii fotoğrafınızla Cumhurbaşkanlığından ödül aldınız ayrıca o fotoğraf PTT tarafından hatıra pul olarak basıldı.

Çamlıca fotoğrafı hatıra pul olarak basıldı

Cumhurbaşkanımız Erdoğan benim çektiğim fotoğrafı seçti. PTT de anma pulu olarak bastı. Bundan güzel ödül olur mu? Caminin kapılarını bana açan Camiinin Dernek Başkanı Ergin Külünk Bey’e teşekkür ediyorum.

Ayasofya Camiinde de özel kareleriniz var?

Kararnamenin çıktığı günün ertesinde ben Sultanahmet Camiinin minaresine çıktım. Fotoğraflar çektim. Cumhurbaşkanımız bir konuşmasında ‘Ayasoya bizim taçlı yıldızımız’ demişti. Caminin üst katında bir yıldız var. Orayı buldum ve çektim. Söze  uygun bir kare olmuş oldu.

Çankkale köprüsünü de neredeyse tüm inşaat aşamaların fotoğrafladınız. Fotoğrafınız madalyaya basıldı. Gurur verici değil mi?

Çanakkale fotoğraf madalyaya basıldı pasaportlara basılıyor

Çanakkale köprüsünden öte başlıca bir değer. Bizim beraber çalıştığımız Saime Güler hanımın dedesi de orada şehit. Bundan dolayı olsa gerek banan çok ısrar etti köprüyü fotoğraflamamız konusunda. Allah nasip etti ilk gidişimizde bizi büyüledi zaten. O zamanlar sadece halatlar var. Bismillah dedik ve başladık. Bir iki gün derken 11 ay boyunca gidip geldik. Yazın yandık, kışın donduk. Aracımız çamura battı köylüler kurtardı. Ama pes etmedik. Çok güzel bir arşiv oldu. Bir belgesel çıktı ortaya.  Bir gün Darphane Genel Müdürü Yasir Şahin bey çağırdı bizi. Bana ‘ya Üstad biz uygun fotoğraf bulamıyoruz. Cumhurbaşkanımız talimatıyla Çanakkale Köprüsüyle ilgili olarak madalyon yapacağız.’ Dedi.  Biz istenen kareyi verdik. Daha sonra gittiğimizde madalyaya basılmış hali bizi çok gururlandırdı.

Tarihe geçmiş oldunuz? Pasaportlarda artık sizlerin fotoğrafı var?

Bizim için anlatılmaz bir duygu. Pasaportlarda yerini almış olduk.  farklı bir mutluluk kaynağı bizim için. Başarının ödülü.

 

Bu arada arşive önemli katkılar sunuyorsunuz?

Sultan 2. Abdülhamit Han’ın bir sözü var ‘ Her çekilen bir fotoğraf size binlerce sayfa yazıyı tek bir karede önünüze getirir’ mealinde. Ne güzel ifade etmiş Sultan. O yüzden Sultan Abdülhamit Han 36 bin 585 fotoğraf ve albümlerden oluşan bir hazine bırakır.

Fotoğraf arşiv için bu kadar önemli.  Bizlerin, sizin de öyle çektiğimiz fotoğraflar yıllar sonra günümüzü anlatacak.

Yurt dışında fotoğrafını çekmek istediğiniz yerler var mı?

Hayalim Mescid-i Aksa

Asıl hayalim Mescidi Aksayı fotoğraflamak.  İkincisi kabeyi Osmanlı revakları ile beraber fotoğraflamak.  Üçüncüsü ise benim çok hayran olduğum El Hamra Sarayı yani Endülüs.  Bosna Hersek diye devam edebiliriz.

Prestij kitaplarınız var yeni projeler üzerinde çalışıyor musunuz?

Prestij kitaplara devam

Allah bana iki kitap lütfetti. İlk kitabım Minarelerden İstanbul, ikincisi Mağlova Kemeri, üçüncüsü camilerle ilgili olacak. Üçüncüyü buradan ilk kez size açıklıyorum 13 Selatin Camii. Her camiye ait 19 kare olacak. Mimari estetik ile cemaatin buluşması nasıl oluyor. Araştırın böyle bir kitap göremeyeceksiniz. Yok çünkü.

Taklit olayı fotoğrafta çok değil mi?

Fotoğrafta da taklit değersizliktir

Hem de nasıl. Bir sürü taklitçi fotoğrafçılar var piyasada. Cemil Şahin ne çekmiş hemen ertesi gün o kadrajı aramaya gidiyorlar. O kare çekilmiş zaten. Siz gidin kendinize özel bir açı bulun. Belki siz daha iyisini çekeceksiniz. Taklitten başka bir şey bilmiyoruz. Bu bir değersizliktir.

Fotoğraf yarışmaları için ne diyorsunuz?

Bir kere şunu net söyleyeyim. Şeffaflık asla yok. Ben bu arada çok kez juri üyeliği  yaptım. Sonra bir daha yapmamaya karar verdim. Ben juri üyesiyim diye cami fotoğrafları çekmişler. Siz sevdiğiniz için çektik diyorlar. Yani niye dereceye sokmadınız demeye getiriyor. Ben bu tür işleri etik bulmuyorum.

Siz çekim yapmadan önce keşif yapıyorsunuz değil mi?

Bir karenin açısını bulmak için gemiyle 8 kez gidip geldim

Selimiye Kışlasının orada Sağlık Bilimleri Üniversitesi var. Üniversitenin denize bakan kısmında Osmanlı arması var. Osmanlı armasıyla birlikte Çamlıca Camiini çektim.  Onu nasıl buldum biliyor musunuz? Keşif yaptım en güzel nereden görünüyor diye. Tam sekiz kez gemiyle Eminönü Kadıköy yaptım en güzel açıyı bulmak için. Vapurun en üst güvertesini tespit ettim.

Türkiye’de çekemediğiniz yerler var mı?

Mezopotamya bölgesini istiyorum

Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır yani Mezopotamya’ya tarihin dönüp noktaları olan yerlere henüz gidemedim. Zaman işte. İnşallah oralara da gideriz.

Çekim anıları var mı? Siz de çok farklı anılar vardır?

Kendimi halata bağlayarak minarede sahuru bekledim

Bir ramazan ayı idi. Süleymaniye camisindeyim. İftarı minarede açmam gerekiyor. Hazırlıklarımı tamamlayıp çıktım. Çekim yapıyorum ama içim içime sığmıyor. Farklı bir duygu içindeyim. Başladım ağlamaya.  Beni o gün ağlatan yukarıdan gördüklerimdi kuşkusuz.  Erzağımı yanıma alarak minareden kubbeye geçtim.  Amacım, sahuru da orada yaparak sabahın o güzel anların çekmekti. Kendimi halatla dış kubbeye bağlayıp uyduğum ve uyanıp sahur yaptığım andı. O gün.

Papa fotoğrafımın önünde eğildi

Çok önemli bir hatıram daha var. Papa İstanbul’da Sultanahmet’e geldi. Müftülük benden kubbeden çekilmiş olan fotoğrafımı istediler. Meğerse Papa’ya vereceklermiş. Hediye verme anında Papa fotoğraf doğru eğiliyor. O anı da gazeteciler yakalamış. O kareyi unutamıyorum.

????????????

Fotoğrafım Müslümanlığını yitiren birinin inancını artırdı

Şu hatıra da beni çok duygulandırır.  ABD’de yaşayan bir dostum Kubbeden cemaatle birlikte çekilen fotoğrafı duvarına asmak için istedi.  Fotoğrafı  gören başka bir Türk bir başka  benimle tanışmak istedi. Türklüğünü, Müslümanlığını neredeyse unutmuş. Fotoğrafı görünce içindeki duygular canlanmış.  O kişiyle Sultanahmet Meydanında buluştuk. Bana öyle sarıldı ki o an hala aklımda. Bu mutluluklar bana yeter.

Avatar

Editör

En güzel haberleri oluşturur, düzenler ve siteye ekleyip, siz değerli okurlara sunarım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir