“Çeşmelerin sulara öğrettiği şarkıları dinledim”

Şehirlere ruh verenler o güzel şehirlerinde, köylerinde yaşarken iz bırakmış insanlardır. Hâlâ hatırası, sözleri, müziği ve birçok özellikleriyle hatırlananlardır. Şehirlerin ruhları vardır. Konuşur sizinle. Yetir…

Şehirlere ruh verenler o güzel şehirlerinde, köylerinde yaşarken iz bırakmış insanlardır. Hâlâ hatırası, sözleri, müziği ve birçok özellikleriyle hatırlananlardır.

Şehirlerin ruhları vardır. Konuşur sizinle. Yetir ki sen o gözle bak ve hisset.

Araştırmacı yazar Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Mazak ‘Şehrin Sesi’ adlı kitabının tanıtım yazısında şöyle bir ifade kullanıyor:

“Her şehrin bir sesi-tınısı, kokusu, tadı, ruhu ve mimarisi vardır duyularımıza hitap eden. Şehirlerin gönül kapıları vardır girmesini bilene. Şehrin pencereleri vardır seyretmek isteyene. Kadim şehirlerin sesi, insanın sesidir. Şehir gönül kapısından girenlere kendini anlatır. Penceresinden bakanlara içerisinde barındırdığı hikâyesini, edebiyatını, tarihini ve kültürü derinden geleni fısıldar. İşte o fısıltı şehrin sesidir.”

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı yazar –şair Mahmut Bıyıklı ‘Şehrin Kaybolan Efendileri’ kitabında çok önemli bir konunun altını çiziyor ve bakın ne diyor: “Vefa yoksa veda kaçınılmaz olur. Ecdadın emanetlerine sergilemiş olduğumuz vefasızlığa en çok kadim şehirlerimiz maruz kaldı. Şehirle birlikte şehrin efendilerini de kaybettik. Onlar aramızdan çekilince zarafet, nezaket, letafet gibi nice incelikler de veda etti bize.

Ve şehri kaybetmeye mahalleyi kaybetmekle başladık. Mahalle, şehirde toplumsal dayanışmanın, cem olmanın, cemaate durmanın, sorumluluk almanın ve sorumlu davranmanın adıydı. Bireyselleşmeye karşı bir sığınak, insanın kendi yalnızlığında kıvranmasına karşı âdeta bir kaleydi. İnsanın insana şifa olduğu bu nefes alma alanı da yabancılaşma saldırılarının ve kendi medeniyet değerlerimize yabancılaştırma projelerinin doğrudan hedefi hâline geldi.”

Yazılarını severek okuduğum değerli büyüğüm yazar ve şair Mehmet Kurtoğlu ise okuyucusuna şöyle bir soru sorar: “Bir insan bir şehri neden sever? Veya şehirler neden sevdirir kendini?”

Önemli bir soru soruyor Mehmet Kurtoğlu. ‘Bir Şehri Sevmek’ kitabında cevabını da kendisi veriyor ve şöyle diyor: “Bence güzel bir şehirde güzel duygular yaşamışsanız o şehir sizin artık sevdiğiniz ve arzuladığınız şehirdir.”

Üç değerli dostum şehirler için önemli sözler söylediler ve kitaplaştırdılar. Konya’mız için çok değerli bir isim olan kıymetli insan Ahmet Köseoğlu da şehirler için çok önemli ve değerli kitaplar yazdı. Bu değerli isimler farklı  şehirlerde önemli görevlerde bulunuyorlar. Gönüllerinden taşan cümleleri kitap haline getirdiler. Haykırıyorlar adeta, sokaklarda caddelerde dolaşan ruh kaybolmasın diye.

Ahmet Köseoğlu, Türkiye Yazarlar Birliği’nin Konya şube başkanlığını yürütüyor. Şehiri ve şehirleri yakından tanıyor. Uzun yıllar üst düzey belediye görevlerinde bulundu. Gazete ve televizyoncu yanı da var. Masanın her iki yanını da iyi biliyor. Toplumu, insanı tanıyan ve özü bilen iyi bir kültür adamıdır. Bu bakımdan yazdığı her kitap önemlidir. Son olarak kaleme aldığı ‘Kendini Arayan Şehir’ kitabı okunması ve ibret alınması gereken önemli bir eser.

Üç ana başlık altında on üç şehir anlatıyor Ahmet Köseoğlu. “Gökte Yapılan Şehirler” başlığı altına Kudüs’ü, Konya’yı, Şam’ı, Şanlı Urfa’yı ve Bursa’yı koymuş.

Umran şehirler ismiyle Üsküp, Kütahya, Aksaray, Tokat, Amasya ve Balıkesir’i anlatıyor.

Üçüncü bölümde ise hem şehirden uzakta, hem şehre yakın olan yerler kaleme alınmış. Bu bölümde İznik, Tuz Gölü (Kulu, Cihanbeyli, Şereflikoçhisar) ve Ereğli (Konya) güzel bir dille bahsediliyor.

Ahmet Köseoğlu ‘Kendini Arayan Şehir’ kitabının arka kapağının yazısını özenle ve titizlikle yazmış. Okuyunca zaten kitabı alma ve okuma hissine kapılıyorsunuz. “Taşlara sinmiş seslere kulak verdim, çeşmelerin sulara öğrettiği şarkıları dinledim” Ne güzel ifadeler değil mi?

Buyurun o vakit Ahmet Köseoğlu’nun inci gibi olan o güzel sözlerini hep beraber okuyalım:

“Bir şehre niye gidilir? Gezdiğimiz, gördüğümüz şehirlerde nedir aradığımız? Bazı şehirler kanımıza karışır, bir parçamız olur, kendimizi buluruz sokaklarında dolaşırken. “İnsan, aradığıdır.” diyor Hz. Mevlânâ. Biz de gezdiğimiz şehirlerde kendi ruh şehrimizi arıyoruz belki de.

Gezdiğim şehirlerde o şehri bilen yol arkadaşlarım rehberlik etti bana. Şehrin künhüne vâkıf olabilmek için neyi arayacağımı ve nasıl görebileceğimi bilge yol arkadaşlarımdan öğrendim. Hani eskiler derlerdi ya “Evvel refik, bâdel tarik.”

Büyük kâşiflerin yüreklerinde hissettikleri heyecanı hissettim her çıktığım yolculukta. Dilini, sesini, rengini, mazisini, efsanesini, tarihe tanıklığını, binlerce yıllık ruhaniyetini merak ettim o güzel şehirlerin. Taşlara sinmiş seslere kulak verdim, çeşmelerin sulara öğrettiği şarkıları dinledim. Yaz sıcağında bir mabedin serin gölgesinde aradım ruhumdaki şehrin kapılarını.

“Bilmiyor muyuz ki bir medeniyet, her şeyden evvel derin maziden gelen bir kültür yığılması, bir kültür toplanmasıdır. Bu yığılmanın başında şehir ve mimarî eserleri gelir. Çünkü nesilleri asıl terbiye eden onlardır. Her mimarlık eseri, bulunduğu şehrin hayatını farkına vardırmadan idare eder. Onların kalabalığı ruhumuzda öyle bir konser yapar ki, ömrümüzde bir kere olsun onu dinlemek fırsatını bulursak, bir daha kaybetmemek şartıyla kendimizi bulmuş oluruz.” Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şehirlere yüklediği bu derin anlamı kavrayabilmem için o şehirlerin terbiyesinden geçmem gerekiyordu. Ancak o zaman kendimi bulabilecektim. Ancak o zaman kendini arayan şehirlere duyurabilecektim sesimi.

Şehrin hafıza mekânlarını aradım seyahatlerimde. Şehrin hafızası ne kadar diriyse şehirlinin de hafızası o kadar canlıdır. Bilinmelidir ki şehirle şehirlinin ilişkisi mekânlardan vareste değildir. Şehrin dünüyle bugününü bir köprü gibi birleştiren mekânları korumanın toplumsal hafızayı korumakla eş değer olduğunu herkesin anlamasını istedim.”

Konya Günleri

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul’da düzenlediği “Konya Günleri”, Atatürk Havalimanı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Açılış programında konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın kadim başkentlerini buluşturduklarına vurgu yaptı. Konya’nın tarihini, kültürel zenginliklerini ve kendine özgü lezzetlerini misafirlere tanıtmış olacaklarını belirtti.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise “Konya bizim memleketimiz, göz bebeğimiz ve gururla gittiğimiz şehrimiz. Her yerde de Selçuklu payitahtı şehrimizi anlatıyoruz ve şehrimizin tarihiyle büyüklerimizle, değerlerimizle övünüyoruz” şeklinde konuştu.

Kürsüye gelen diğer konuşmacılar da etkinliği düzenleyenlere ve katılımcılara teşekkür ettiler. Bu gibi etkinliklerin şehirlerin tanıtımına büyük katkı sağladığına dikkat çektiler.

 

 

 

Avatar

Editör

En güzel haberleri oluşturur, düzenler ve siteye ekleyip, siz değerli okurlara sunarım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir